Anasayfa
Hakkımızda
   Başkan
   Amacımız
   Kurullar
Röportajlar
   Röportajlar
   70 Yaş ve Üstü Röportajlar
Makaleler
Raporlar
Faaliyetlerimiz
Basın Açıklamaları
Basında Bilka
Köşe Yazıları
Fotoğraf Galerisi
İndirimli Kuruluşlar
Slaytlar
Linkler
İletişim


Başlangıç Sayfası Yap Başlangıç Sayfası Yap
Favorilere Ekle Sık Kullanılanlara Ekle
Özel Arama
Öğrenilmiş Doğum Korkuları



Dr. Ayşe DUMAN

Korku, gelecekte olabileceğinden kaygı duyduğumuz olaylardır. Peki, hiç tecrübe etmediğimiz bir süreçle ilgili nasıl oluyor da korkuya kapılıyoruz. Bu korkuyla doğumu beklerken gebeliğimizde sıkıntılı geçiyor. Doğum yaklaştıkça pembe rüyalar kâbuslara dönüşüyor.

Doğum korkularımızın öğrenilmiş korkular olduğunu bildiğimizde bu hiçte şaşırtıcı değil. Düşününki 5 – 6 yaşlarında bir kız çocuğu filmde veya dizide doğum sahnesini seyrediyor. Kadın çığlık çığlığa bağırarak, kıvranarak doğum yapıyor. Aynı kız çocuğu annesiyle loğusa ziyaretine gidiyor. Acıyla beslenen Türk kadını modeli, başlıyor doğumda çektiği acıları anlatmaya ve çocuk hiç fark etmeden öğrenmiş oluyor doğumun acılı ve ağrılı olduğunu.

Şimdi lütfen hatırlayın ‘’iğneci teyze sana iğne yapacak’’ diye korkutulan çocuklar nasıl da aşı olmaktan, doktordan korkarlar. Polisle korkutularak büyütülen çocuk 40 – 45 yaşına gelse bile polis gördüğünde bir korku kaplar içini. Öğrenilmiş korkularımız bizi bu kadar kısıtlayıp neşemizi kaçırırken anne adayları ve henüz doğmamış bebeklerde maalesef bundan nasibini almakta.

Anne adayları henüz deneyimlemedikleri doğum yolculuklarında olabileceği varsayılan ağrının korkusundan doğumun neşesini kaçırmakta.
Aynı zamanda doğal doğmak onun da hakkı olmasına rağmen annesinin sadece ‘’-ecek, –acak, -miş, -mış‘’ korkuları yüzünden, yaşama zamanında ve doğal bir şekilde merhaba deme haklarını kaybetmekte yavrularınız.

Kendimiz ve bizim bir parçamız olan bebeğimizin sağlığı ve huzuru adına, bizim irademiz dışında bir tarafımızın öğrendiği ve inanç haline gelmiş doğum korkularımızı akıtmalıyız. Kadın bedenimizde var olan doğum programı farkındalığımızı arttırırken;

1. Adım; doğumun ne olup ne olmadığını doğru bir şekilde öğrenmeliyiz.
2. Adım; doğum sürecini neşeyle karşılayıp doğru yönetmeliyiz.
3. Adım; yıllardır korku kalıpları olarak sakladığımız inançlarımızı silip, doğru bilgileri yerleştirme teknikleri ile çalışmalıyız.

Çalışmak kelimesi ne yazık ki bizim kadınımızı bozuyor. Aslında hiç çaba sarf etmeden doğumun ne olduğunu ne kadar ağrılı olduğunu öğrenmiş, doğum planını çoktan yapmıştı bile. Ya, ağrısada acısada ıkına sıkına doğuracak ya da gidip şu tarih ve saatte bebeğini ameliyatla aldıracaktı. Nereden çıktı şimdi doğumu öğrenme, neşeyle yaşama, doğumun tadına varma çalışması.

Unutmayınız ki doğumunuzu siz ve bebeğiniz sizin tercihlerinize göre yaşayacaksınız

1. Tercih: Bir şekilde öğrenilmiş korkuların esiri olarak doğumu ağrılı, acılı kıvranarak veya doğal süreci ameliyat gibi bir operasyonla sonlandıracaksınız.

2. Tercih: Doğumu doğru öğrenip, ihtiyacınız olmayan korkulardan özgürleşerek, bebeğinizle yapacağınız en özel yolculuğun ‘’doğum’’un neşesini hissedip tadını çıkaracaksınız. KARAR SİZİN!


Eğitim Sisteminde Yapılan Yeni Düzenlemelere İlişkin Eğitimcilerin Görüşlerinin Değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, okula zorunlu başlama yaşının 72.aydan 60.aya indirilmesi, 8 yıllık zorunlu eğitimin kaldırılarak 4+4+4 şeklinde 12 yıllık zorunlu eğitime dönüştürülmesi ve ilk 4 yıldan sonra mesleki yönlendirme yapılabilmesi gibi konularda Milli Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı düzenlemelerin öğretmenler tarafından nasıl değerlendirdiğini belirlemektir.
Sosyal Bir Sorun Olarak Trafik
Trafik düzeni bir medeniyetin dışarıdan görünüşüdür/aynasıdır. Bir ülkede veya bölgede insanın ne kadar saygıya değer olduğunu trafiğin işleyişiyle ölçmek mümkündür. 
Tıbbi Uygulama Hatası ve Komplikasyon Ayrımı
Sağlık toplumsal bir hak olmakla birlikte sadece sağlık çalışanları tarafından korunması gereken bir durum olarak değerlendirilmemelidir. 
Öğrenilmiş Doğum Korkuları
Korku, gelecekte olabileceğinden kaygı duyduğumuz olaylardır. Peki, hiç tecrübe etmediğimiz bir süreçle ilgili nasıl oluyor da korkuya kapılıyoruz.
Ortaçağ İslam Teolojisinde Kadın İmgesi
Genelde semavî dinlerin, özelde ise İslam dininin temel amacı, insana yüce Tanrının kutsal buyruklarını ulaştırmayı ve benimsetmeyi sağlamaktır. Bu ise onların, ırk, cins, renk, dil ve kültür farklılıklarına bakmaz
Aşkınlıktan Yüceliğe Tüketim
Postmodernizm çağında açığa çıktığı gibi modern ekonominin “ihtiyaç, üretim, tüketim" gibi bütün kavramları temelden maluldür. Bu illetin arkasında ise dayandığı dünyagörüşüne ilişkin meta-ekonomik bir büyük değişim yatmaktadır.
Bilmek Mi, Kendini Beğenmek Mi?
Bilme, bilgi edinme ihtiyacı, bir dürtü olarak insan doğasının derinlerinde yatar. Bu dürtünün ne denli güçlü olduğunu tinsel(manevî) tarihin her sayfası, özellikle onun bu güne değin oluşturulup dikilen gururlu binası açıkça gözler önüne serer.
Geleneğin Karikatürleşmesi: Bitkilerin Suyunu Çıkarmak*
Modernliğin yarattığı eski toprak özlemi (nostalji) bitkilere ve bitkisel tedavilere ilgiyi arttırdı. Tabiata dönmek istiyoruz ama yaya değil; modern tıbbi yöntemlerden ve ilaçlardan deva bulamadığımızda bitkilere sığınıyoruz.
Çevrenin Korunmasında Mahalli İdarelerin Rolü ve Önemi*
Çevre kavramı hayatımıza yeni girmiş olmasına rağmen kapsamı, boyutları ve çok ve büyük sorunları ile son derece önemli bir kavramdır.
 
Nesep Hukuku ve Babalık Davalarına Tarihi Bir Bakış
Nesep olgusu tarih boyunca insanların ve hukukun çok büyük ilgi, merak ve kader çizgisinde bulunmuştur. Nesep ve aile kavramları aynı bütünün değişik yüzleridir. Biri diğerinden ayrı düşünülemez.
Ülkemizde Osmanlı İmparatorluğu Ve Cumhuriyet Döneminde Hâkim Ve Savcılığın Düzenlenmesi
Osmanlı İmparatorluğunda yargılama işleri kadı ismi verilen hâkimlerce görülürdü. Kadı, peygamber namına suçluyu cezalandıran ve suçsuzu ayırıp İslam hukukuyla hükmeden hâkim demektir. Bir manası da hüküm ve hâkim olup, esasen kat ve ayırma manalarına da gelir. Kadılar hem idari hem de yargı yetkilerine sahiptiler.
Çalışma Süreleri
1475 sayılı eski İş Yasasında “İş süresi”, 4857 sayılı yeni İş Yasasında “Çalışma süresi” olarak deyimlendirilen çalışma sürelerine ilişkin esaslara yer verilmiş, bunların uygulanma şekillerinin ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ( ÇSGB ) tarafından hazırlanacak bir Yönetmelikte düzenleneceği öngörülmüştür ( 4857 sayılı İşK. m.63 ).
Kadına Yönelik Aile İçi Şiddete Türk Hukuku'nun Yaklaşımı
Sosyal bir kurum olan aile , medeni hukuk, tarih ve toplum bilim açısından, aynı çatı altında yaşayan anne, baba ve çocuklardan oluşan bütündür. Başlangıçta -teşkilatlanma ve korunma ihtiyaçları sebebiyle- çok geniş bir topluluğu ifade eden aile tarihi süreç içerisinde iktisadi ve sosyal gelişmeye de sıkı bir şekilde bağlı olarak -toplumların siyasi mahiyetlerindeki değişiklik, fertleri koruma fonksiyonunu
Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Boşanma Davalarına Yansıması
Bireyin biyolojik, iktisadi ve sosyal varlığı ile çok yakından ilgili olan aile hukuku, bütün dünyada ve Türkiye'de giderek eşler arası eşitliğin daha ağırlıklı olarak kabul edildiği bir hukuki yapılanma ve ilkesel değerlere yönelmiş bulunmaktadır.


Bilka - Bilge Kadın Araştırma Merkezi © 2008

Hazırlayan: Yıldırım Erdemli