Anasayfa
Hakkımızda
   Başkan
   Amacımız
   Kurullar
Röportajlar
   Röportajlar
   70 Yaş ve Üstü Röportajlar
Makaleler
Raporlar
Faaliyetlerimiz
Basın Açıklamaları
Basında Bilka
Köşe Yazıları
Fotoğraf Galerisi
İndirimli Kuruluşlar
Slaytlar
Linkler
İletişim


Başlangıç Sayfası Yap Başlangıç Sayfası Yap
Favorilere Ekle Sık Kullanılanlara Ekle
Özel Arama
Tıbbi Uygulama Hatası ve Komplikasyon Ayrımı



Av. Vildan ERYILMAZ

Sağlık toplumsal bir hak olmakla birlikte sadece sağlık çalışanları tarafından korunması gereken bir durum olarak değerlendirilmemelidir. Sağlık sistemindeki bozukluk ve yetersizliklerin sağlık hizmetine yansıması dışında, hasta ve sağlık hizmeti sunucularının birbirleri arasındaki iletişimin hasta ve hekim memnuniyeti ile sonuçlanabilmesi için sağlık çalışanlarının üzerlerine düşen görev ve sorumluluklarını yerine getirmesi kadar, hastanın da aynı özveri ile sorumluluklarını bilmesi ve yerine getirmesi büyük önem taşımaktadır.

Tıp hukukuna son zamanlarda gösterilen ilginin en önemli sebeplerinden birisi sağlık hizmeti sunucularının uygulamalarından doğan sorumluluklarının temelinin tıbbi kötü uygulama neticesinde mi yoksa komplikasyon neticesinde mi meydana geldiğinin tespitinin yapılması ve gerekli olur ise hukuki cezai ve idari sorumluların tespit edilmesinin gerekliliğidir.

Sağlık hizmeti sunucularının görevlerini yerine getirebilmeleri sağlık sisteminin sağlam temellere oturtulması ile mümkün olabilir. Devlet sağlık hizmetlerinin sunulması aşamasındaki ana yapıyı yeterli ölçüde sağlamak, sağlık çalışanları da bu hizmetleri herkese eşit ve doğru bir şekilde sunmak, sağlık hizmeti alanlarda bu hizmetlerin kendisinden beklediklerini (sağlığını korumak, önerilen tedaviyi doğru bir şekilde kullanmak gibi ) yerine getirmekle yükümlüdür.

Dünya genelinde artan farkındalığın bir sonucu olarak artık sağlık hizmeti sunucularının da hata yapabilecekleri fakat bu hatalarının sonuçlarına da tıpkı diğer insanlar gibi katlanmaları gerektiği anlayışı yaygınlaşmıştır. Bilindiği gibi tıbbi uygulama hatası kavramı sağlık çalışanının görevi ile ilgili olarak hasta açısından vücut bulan hataları ifade etmektedir. Önemli olan ve bilinmesi gereken nokta hastanın sağlığı açısından istenmeyen her sonucun mutlaka bir hatanın varlığına karine teşkil etmeyeceğidir. Bu noktada hukukun izin verdiği ve dolayısı ile sağlık çalışanının sorumlu tutulmadığı riskler gündeme gelecektir. Sağlık çalışanının hatasından kaynaklanmayan bu risk grubu tıp dilinde komplikasyon olarak adlandırılmaktadır. Sağlık çalışanlarının müdahaleleri sonucunda meydana gelen olumsuz neticeler, tıbbın kabul ettiği normal risk ve sapmalar çerçevesinde ise, sağlık çalışanına sorumluluk yükletilememektedir. Burada sağlık çalışanının dikkatli ve özenli olma ilkesine aykırı bir davranışı söz konusu olmamaktadır. Tıbbi uygulamanın bakım standartlarına uygun olmasına rağmen ortaya çıkabileceği kabul edilen veya her türlü tedbirin alınmasına ve gerekli dikkat ve özenin gösterilmesine rağmen ortaya çıkan bazı olumsuz neticelerden kaynaklanan zararlar komplikasyon olarak değerlendirilmektedir.

İhmal, bilgi ve beceri eksikliği, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışta bulunma gibi nedenler neticesinde ortaya çıkan ve bakım standartlarından bir sapmayı içeren ve bir zararla sonuçlanan tıb
bi uygulamalar tıbbi uygulama hatası (Malpraktis) olarak adlandırılmaktadır.

Sağlık Bakanlığı’nın çıkardığı Hasta Hakları Yönetmeliği, 3359 Sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun 9. Maddesinin c bendine ve 181 sayılı Sağlık Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 43. Maddesine dayanılarak hazırlanmış bir metindir. Bu metin 23420 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu yönetmelik ile yasal düzenleme altına alınan hakların “sağlık hizmetinden yararlanma konusunda sırf insan olmak hasebiyle sahip olunan ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, uluslararası antlaşmalar, kanunlar ve diğer mevzuat ile teminat altına alınmış bulunan hakların” tanımlanmasının hedeflendiği görülmektedir. Söz konusu yönetmelik; “Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar”, “Sağlık Hizmetlerinden Faydalanabilme Hakkı”, “Sağlık Durumu ile İlgili Bilgi Alma Hakkı”, “Hasta Haklarının Korunması”, “Tıbbi Müdahalede Hastanın Rızası”, “Tıbbi Araştırmalar”, “Diğer Haklar”,“ Sorumluluk ve Hukuki Korunma Yolları”, “Değişik ve Son Hükümler” başlıkları altında toplam dokuz bölümden oluşturulmuştur.


Eğitim Sisteminde Yapılan Yeni Düzenlemelere İlişkin Eğitimcilerin Görüşlerinin Değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, okula zorunlu başlama yaşının 72.aydan 60.aya indirilmesi, 8 yıllık zorunlu eğitimin kaldırılarak 4+4+4 şeklinde 12 yıllık zorunlu eğitime dönüştürülmesi ve ilk 4 yıldan sonra mesleki yönlendirme yapılabilmesi gibi konularda Milli Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı düzenlemelerin öğretmenler tarafından nasıl değerlendirdiğini belirlemektir.
Sosyal Bir Sorun Olarak Trafik
Trafik düzeni bir medeniyetin dışarıdan görünüşüdür/aynasıdır. Bir ülkede veya bölgede insanın ne kadar saygıya değer olduğunu trafiğin işleyişiyle ölçmek mümkündür. 
Tıbbi Uygulama Hatası ve Komplikasyon Ayrımı
Sağlık toplumsal bir hak olmakla birlikte sadece sağlık çalışanları tarafından korunması gereken bir durum olarak değerlendirilmemelidir. 
Öğrenilmiş Doğum Korkuları
Korku, gelecekte olabileceğinden kaygı duyduğumuz olaylardır. Peki, hiç tecrübe etmediğimiz bir süreçle ilgili nasıl oluyor da korkuya kapılıyoruz.
Ortaçağ İslam Teolojisinde Kadın İmgesi
Genelde semavî dinlerin, özelde ise İslam dininin temel amacı, insana yüce Tanrının kutsal buyruklarını ulaştırmayı ve benimsetmeyi sağlamaktır. Bu ise onların, ırk, cins, renk, dil ve kültür farklılıklarına bakmaz
Aşkınlıktan Yüceliğe Tüketim
Postmodernizm çağında açığa çıktığı gibi modern ekonominin “ihtiyaç, üretim, tüketim" gibi bütün kavramları temelden maluldür. Bu illetin arkasında ise dayandığı dünyagörüşüne ilişkin meta-ekonomik bir büyük değişim yatmaktadır.
Bilmek Mi, Kendini Beğenmek Mi?
Bilme, bilgi edinme ihtiyacı, bir dürtü olarak insan doğasının derinlerinde yatar. Bu dürtünün ne denli güçlü olduğunu tinsel(manevî) tarihin her sayfası, özellikle onun bu güne değin oluşturulup dikilen gururlu binası açıkça gözler önüne serer.
Geleneğin Karikatürleşmesi: Bitkilerin Suyunu Çıkarmak*
Modernliğin yarattığı eski toprak özlemi (nostalji) bitkilere ve bitkisel tedavilere ilgiyi arttırdı. Tabiata dönmek istiyoruz ama yaya değil; modern tıbbi yöntemlerden ve ilaçlardan deva bulamadığımızda bitkilere sığınıyoruz.
Çevrenin Korunmasında Mahalli İdarelerin Rolü ve Önemi*
Çevre kavramı hayatımıza yeni girmiş olmasına rağmen kapsamı, boyutları ve çok ve büyük sorunları ile son derece önemli bir kavramdır.
 
Nesep Hukuku ve Babalık Davalarına Tarihi Bir Bakış
Nesep olgusu tarih boyunca insanların ve hukukun çok büyük ilgi, merak ve kader çizgisinde bulunmuştur. Nesep ve aile kavramları aynı bütünün değişik yüzleridir. Biri diğerinden ayrı düşünülemez.
Ülkemizde Osmanlı İmparatorluğu Ve Cumhuriyet Döneminde Hâkim Ve Savcılığın Düzenlenmesi
Osmanlı İmparatorluğunda yargılama işleri kadı ismi verilen hâkimlerce görülürdü. Kadı, peygamber namına suçluyu cezalandıran ve suçsuzu ayırıp İslam hukukuyla hükmeden hâkim demektir. Bir manası da hüküm ve hâkim olup, esasen kat ve ayırma manalarına da gelir. Kadılar hem idari hem de yargı yetkilerine sahiptiler.
Çalışma Süreleri
1475 sayılı eski İş Yasasında “İş süresi”, 4857 sayılı yeni İş Yasasında “Çalışma süresi” olarak deyimlendirilen çalışma sürelerine ilişkin esaslara yer verilmiş, bunların uygulanma şekillerinin ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ( ÇSGB ) tarafından hazırlanacak bir Yönetmelikte düzenleneceği öngörülmüştür ( 4857 sayılı İşK. m.63 ).
Kadına Yönelik Aile İçi Şiddete Türk Hukuku'nun Yaklaşımı
Sosyal bir kurum olan aile , medeni hukuk, tarih ve toplum bilim açısından, aynı çatı altında yaşayan anne, baba ve çocuklardan oluşan bütündür. Başlangıçta -teşkilatlanma ve korunma ihtiyaçları sebebiyle- çok geniş bir topluluğu ifade eden aile tarihi süreç içerisinde iktisadi ve sosyal gelişmeye de sıkı bir şekilde bağlı olarak -toplumların siyasi mahiyetlerindeki değişiklik, fertleri koruma fonksiyonunu
Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Boşanma Davalarına Yansıması
Bireyin biyolojik, iktisadi ve sosyal varlığı ile çok yakından ilgili olan aile hukuku, bütün dünyada ve Türkiye'de giderek eşler arası eşitliğin daha ağırlıklı olarak kabul edildiği bir hukuki yapılanma ve ilkesel değerlere yönelmiş bulunmaktadır.


Bilka - Bilge Kadın Araştırma Merkezi © 2008

Hazırlayan: Yıldırım Erdemli